12 Aralık 2012 Çarşamba

BUGÜNÜN ADI : 12.12.2012 REFERANSI ;)


Kıyamete hazır mıyım?
Yooo! Hiç hazır değilim.

Varsa kıyamet vesaire, nasıl hazır olunur ki?
Çocuk sahibi olmak gibi, başına gelince görürsün elbet.

Ben kıyametin geldiğine filan da inanmıyorum.
Uzun zamandır zaten kıyameti bir şekilde yaşadığımızı düşünüyorum...


Keşke, kıyametten bunca korkan birileri varken bari bundan bi hayır elde edilse diye umuyorum.
Umuyorum tabi iflah olmaz bir umutlu olarak!


Öyle çok doğa katliamı var ki, kıyamet bu bence! 
Ta kendisi...
İnsan kendi kıyametini binalardan yarattı, betonlarla çevirdi ve yarattığı o yüksek duvarlı, havasız kıyametin içinde yaşıyor bi şekilde. Hem de çok pahalı bir şekilde. 
Bedeli çok ağır krediler, borçlar üstelik...


Birileri daha orada olmayan, orada yaşamaya gelmemiş ve yaşayacak da olmayan birilerine sürekli "en güzel" betonu kakalamakla meşgul.
Düşünsenize yaşamayacak olduğunuz bir yeri, elbet başkası yaşar diye kiralama ve para kazanma amacıyla alıyorsunuz.

Sürekli ihtimallere yatırım yapıyorsunuz... Çok yıpratıcı!
Öyle zorlaştırıyoruz ki hayatımızı!
Başını sokacak evin olmuş ama dahası da gerek illa! Yooo değil aslında. Sadece bize işlenen kafamıza ekilen bu!
Yatırım amaçlı beton fikri yapışmış bilinçaltımıza.

Kimse yatırım amaçlı bağ bağçe almaz oldu.
Kimse gerçek anlamda "toprağa", ağaca, doğaya yatırım yapmıyor.

Kendine cennet bahçeleri vaad etmektense, insanlar betona para gömmeyi hayal ediyor.
Kıyamet bu değil de ne?
Ne olursan, ne kadar zengin ve mal mülk para pul sahibi olursan ol...
Gidip gidecek olduğumuz yer Toprak Ana işte.
Param olsa, kendime zeytin ağaçlarından kocaman bir cennet yapardım yeryüzünde...
Varsa bi kıyamet, gelene kadar yaşardım cennetimde...


Yonca

"12.12.12"

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22134564.asp?yazarid=232


bu yazının altına :
ben de rotamissworld.blog yazarınız olarak bişiler eklemek isterim;
öncelikle bence bugün hepimiz için özel bir gün zira böyle bir tarihle bir daha karşılaşmayacağız;
ancak biz insanlar için 21 aralık veya 12.12.12 nin altında bişiler aramak, bu özel tarihin veya her gününü özel yaşayanlar için KIYAMET'in belli bir tarihle sonlandırılması gibi zırvalıklara nedense hiç mi hiç inanmıyorum..inananlara da şaşırıyorum..

inancını belli bir dine, belli bir şeye bağlı olarak yaşayanlar için kıyametin, dünyanın sonunun yaklaşmasının ne gibi bir sakıncası var ki?

ayrıca hepimiz yonca'nın da dediği gibi geldiğimiz yere TOPRAK ANA'ya geri dönmeyecek miyiz?
er ya da geç, 
bu son hepimiz için kaçınılmaz değil mi ki?


e, o zaman gelin biz günümüzü yaşayalım..
para için doğadan vazgeçtik, ailemizden vazgeçtik..
hepimiz robot gibi çalışıyoruz..
kimseyi görmeden,
gününü gün etmeden..
bir günü diğerinden özel kılmadan..
bunun adına da rutinlik diyoruz..
sonra mutlu olamıyorum neden ki diyoruz?


bi soralım bakalım kendimize?
biz neden mutlu olamıyoruz?
başka bi şekilde soralım ya da?
bir günümüzü diğerinden özel kılan nedir?
bugün KIYAMET olsaydı, keşkelerimiz ne kadar da çok olurdu değil mi?
o zaman bugünün adı REFERANS olsun..
"12.12.2012 REFERANSI"
keşkelerimizi kenara koyup..
dilediğimiz gibi yaşayalım..
hazır 2013 de yaklaşıyor..
yeni bir yıla yeni düşüncelerle, yeni günlerle girelim..

12.12.12. niz ve tüm günleriniz hayırlara vesile olsun..


sevgiler..

----rotamissworld-->









4 Aralık 2012 Salı

YÖRÜKKÖYÜ'NÜ GEZİYORUZ (2)


Merhaba Sevgili RotaMissWorld Takipçileri;

daha önceden bahsettiğim gibi gezimizin ikinci gününe kaldığımız yerden devam edeceğiz..

Sırada Yörük Köyü ve Tarihi Safranbolu var..

Yörük Köyü ve Safranbolu bilmeyenler için söyleyelim Karabük şehrimize bağlı koruma altındaki güzide yerlerimizden..

ilk durağımız Yörük Köyü..
Yörük Köyü konaklarıyla ünlü bir mekan
bizim de misafir olduğumuz konak tarihi Sipahioğlu Konağı.
sahibi ise şeker mi şeker Filiz Teyze,
konağı bir anlatışı var ki sormayın, bayıldık kendisine..
canlandırmalar süper, aramızdan bir arkadaşı kıyafetleriyle yıkamaya kalktı :)))
karşınızda Sipahioğlu Konağı ve Filiz Teyze ..




kareyi biraz özetlemek gerekirse;
Filiz Teyze bize konağın 300 yıllık bir tarihi olduğundan bahsetti..
yerler tahtadan olmasına rağmen hiç gıcırtı duymuyorsunuz, niye? diye sordu..
tahtalar yapılırken; altlarına saman, keçi tüyü, yumurta akı konulmuş..
keçi tüyü evde örümcek ağı oluşmasını engellermiş, 
yumurta akı da tahtaları sağlamlaştırarak ses yapmasını..

fotoğrafta gördüğüm anten şeklindeki alüminyum taslar ise, 
eskiden yemek taşımakta kullanılan sefer tasları imiş..

gelelim arkadaşımızın bulunduğu kısma,
bu kısımlardan konağın her odasında mevcut..
ne diye kullanılıyor diye sorarsanız gayet açık aslında, önceden konakta yaşayan insanlar çocuklarının ayrı eve taşınmasına müsaade etmezlermiş,
bundan dolayı çocuklarını evlendirerek onlara özel odalar verirlermiş..
bu odaların her birinde de bu banyolardan bulunuyor, arkadaşımızın hemen yanında bulunan ahşap tahta ise banyo bittikten sonra aşağı indiriliyor ve gündüz de yataklarını koymak için yüklük olarak kullanıyorlarmış..

konak hayatını da özetledikten sonra yolculuğumuzun 
bir sonraki aşaması olan 
Yörük Çamaşırhanesi'ne gidiyoruz ..
---->>






bu resimler köyün yörük ağalarının resimleri..




işte tam da burası isminden de anlaşılacağı üzere köydeki insanların çamaşır yıkadıkları alan..


hadi bilin bakalım, size bi soru?
bu kocaman yuvarlak şeklindeki çamaşırhanede gördüğünüz ara ara taş bölmeler var
hepsinin genişlikleri birbirine eşit değil ama..neden?
- neyse ki, biz öğrendik..ve neleri düşünmüşler diye de şaşırdık..
malum her insanın cüssesi aynı değil,
dolayısıyla zayıf insanlara dar alanlar,
kilolu olanlara da geniş alanlar yapılmış ki,
birbirlerinin kolları birbirine çarpmasın, engel teşkil etmesin..





 bu da su almak için kullandıkları çeşme..

çeşme olur da kazan olmaz mı?
hadi buyrun..




çamaşırhanemizi de gezdikten sonra köyümüzü fotoğraflarla gezmeye devam ediyoruz..









bu boynuzlar o evde avcı olduğunu temsil ediyormuş ..



favorimi sona sakladım..
çok beğendim, çok..




ROTAMISS'ı bir sonraki yazımızda da
SAFRANBOLU'ya çevireceğiz ;)



Sevgiler..
rotamissworld--->




29 Kasım 2012 Perşembe

Abant - SAF-ranbolu'dan KuşBakışı (1)


Sevgili ROTAMISSWORLD Takipçileri;


Uzun zamandır görüşememiştik, 
Malum yıl sonu yaklaşıyor..
Biz mali işler çalışanlarının yükü de ağırlaşıyor..
Maalesef yılın sonunun yaklaşmasına sevinemiyoruz,
Yok stok sayımı, yok ay kapanışları, yok yıl kapanışları vs.
Sıkıntı hiç bitmiyor yaniiii(!)

neyse şimdi sıkıntıları bi kenara attım,
bugün sizinle 2 hafta önce çıktığım Abant-Safranbolu turunun güzelliklerini paylaşacağım..
iki haftadır paylaşmak için can atıyorum ama bi türlü vakit ayıramadım ne yazık ki!

Hazır Mısınız?
Başlıyoruuumm :)

Adı : Abant-Safranbolu'dan KuşBakışı..


Başlangıç noktamız ANITUR Harbiye Ofisi..
Sabahın ilk ışıklarında henüz kargalar uyanmamışken;) 
biz ofisin önünden gezme aşkıyla bindik otobüslere..
Sonra diğer arkadaşlarımızı toplaya toplaya yola çıktık..


Şeker mi şeker bir rehberimiz vardı ki sormayın,
Adı : Halil İbrahim ve yardımcısı Çağlar Bey
Herhalde bu ismi hiç unutmam,
İsmi gibi bereketli bi gezi oldu bizimki de..
İlk günkü programımızdan bahsetti rehberimiz..

1. Gün :
"İlk önce Abant'a gideceğiz, orada size 1 saatlik dolaşma süresi vereceğim, güzel bir öğle yemeğinin arkasından, Göynük'teki Gölcük Gölü'ne ulaşmış olacağız. Bu göle aslında Yedigöller Turunda götürüyoruz ancak siz şanslısınız bu gölü de görme fırsatı bulacaksınız zira bu göl en sevdiğim göllerdendir..Gölün çapından, 20 dakika gibi bir sürede de çevresini dolaşabileceğimizden de bahsetti"

Bu arada Genel Kültür olsun,
Abant Gölü'nün en derin yeri 18 metre imiş ;)

Fikrimi sorarsanız Abant'ı sevdim;
Gölcük Gölü'ne ise bayıldımmm..
Fotoğraflarla sizi baş başa bırakıyorum..
Kararı siz verin..
Karşınızda Önce Abant Gölü..








Abant'ta Ne Yenir ? diye sormayın, Bakın ;)





Diyelim Kalmak İstediniz, Gölün hemen karşısında Büyük Abant Hoteli sizi karşılıyor..
Böylelikle küçük bir hafta sonu kaçamağı yapabilirsiniz..
Dilerseniz at binebilirsiniz..korkuyorsanız da benim gibi sadece sevmekle yetinebilirsiniz.




Muhteşem çam ağaçlarının kokusunun ve geçirmiş olduğumuz birkaç saatin ardından buradan hiç ayrılmak istemesek de rehberimiz ayrılma vaktinin geldiğini hatırlatıyor ve yine düşüyoruz yollara..


Sıradaki Durağımız Gölcük Gölü..
Sizi ormanın arasına sıkışmış bir güzellik karşılıyor, bu güzelliğe belli ki cömert davranılmış..
Zira bir resim gibi ..

















İkinci günü de bir sonraki yazıma saklıyorum,


Sevgiler..

rotamız world-->



8 Kasım 2012 Perşembe

1 A'N' Olsun (!)


gözlerimi kapattım..
önüme bir tuval geldi birdenbire
aldım elime fırçayı
önce bir kadın çizdim
karşısında bir erkek
ellerinde bişi taşıyorlar
o da ne! kocaman bir "A" harfi..


erkek "A"nın tepesinden
kadın da "A" nın iki alt uç tarafından..
ikisine de ağır gelen yükü birlikte taşımaya çalışıyorlar..
önce güzel bişi çizdiğimi düşünmeye başladım..
sonra da kendi kendime yorumlamaya..
sizin bir "A" nız olsaydı?
ismi ne olurdu?


aklıma bişi gelmez derken 
o kadar çok şey düşündüm ki birkaç saniye içinde..

AŞK..
AİLE..
ARKADAŞLIK..
ADALET..


galiba bütün güzellikler "A" ile başlıyor..
ve içinizden bunları taşımak geliyorsa,
yükünüz hafifliyor..


siz AŞIK, 
siz AİLE, 
siz ARKADAŞ, 
siz ADİL 
ve 
siz
"1 "AN"
oluyorsunuz..





Sevgiler;

RotamissWorld-->










17 Ekim 2012 Çarşamba

Bu Haftanın Şarkısını Seçtim, Beğenicek Misiniz Bakalım ;)

 
herkes aynı hayatta ..
kendini bişey sanma ..
ne kadar çok bilirsen..
o kadar bela başa ..
sen bilirsin aslında..
aklımdan geçenleri ..
zaman herşeyi çözer..
şu beklemek olmasa ..

 






gözlerimi açsamda ..
sen çıksan karşıma ..
gel beni azad et ..
kayboldum karanlıkta ..
ben bizi unutmam ..
gitmek yakışmaz bana ..
yolcuyuz hayatta ..
sen gel otur yanıma..





rotamissworld-->

15 Ekim 2012 Pazartesi

Bugün Benim Doğum günüm, Yaş Otuz :)


günlerden 15 Ekim 1982,

Cerrahpaşa’da elektriksiz geçen koca bir gecenin Cuma sabahında saat 6.00'da dünyaya gelmişim..
Babam hastaneye gelmiş annemi ve beni görmeye, ama annemin adını unutmuş :)
nihayet soyadı aklına gelmiş de görebilmiş beni :))))
sonra adı SEMA olsun demiş, ne de iyi etmiş..
çok severim ismimi, hem gökyüzünün hem de özgürlüğün temsilcisi..
ondandır herhalde hiçbir yere sığamam :)))


annem anlatır hep, sen de çok zor bir hamilelik geçirdim diye
CANIM ANNEM; değmemiş mi ama :)))
iyi ki doğurmuşum seni demiyor musun itiraf et ! ;)


bak! bugün 15 Ekim 2012 :)
yaş 30, belki yolun yarısı, belki başı ;)

yolun neresi olursa olsun bu yol benim yolumdur, 
her gidilen yol gibi önemli olan nereye gittiğim olduğu kadar, kimlerle de gittiğimdir.

Bana bu yolda eşlik eden tüm yol arkadaşlarım, annem, babam (eminim ki herkesten çok takiptesindir beni), kardeşlerim, 2012’nin bana verdiği en güzel hediye olan hayat arkadaşım, eş ruhum, 

hepinize tek tek teşekkürler,


İyi ki varsınız!

Hepinizi seviyorum, varlığınız varlık sebebimdir bilesiniz!


sizinle gülüyorum :)

sevgiler,

sema..