Safranbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Safranbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2012 Salı

YÖRÜKKÖYÜ'NÜ GEZİYORUZ (2)


Merhaba Sevgili RotaMissWorld Takipçileri;

daha önceden bahsettiğim gibi gezimizin ikinci gününe kaldığımız yerden devam edeceğiz..

Sırada Yörük Köyü ve Tarihi Safranbolu var..

Yörük Köyü ve Safranbolu bilmeyenler için söyleyelim Karabük şehrimize bağlı koruma altındaki güzide yerlerimizden..

ilk durağımız Yörük Köyü..
Yörük Köyü konaklarıyla ünlü bir mekan
bizim de misafir olduğumuz konak tarihi Sipahioğlu Konağı.
sahibi ise şeker mi şeker Filiz Teyze,
konağı bir anlatışı var ki sormayın, bayıldık kendisine..
canlandırmalar süper, aramızdan bir arkadaşı kıyafetleriyle yıkamaya kalktı :)))
karşınızda Sipahioğlu Konağı ve Filiz Teyze ..




kareyi biraz özetlemek gerekirse;
Filiz Teyze bize konağın 300 yıllık bir tarihi olduğundan bahsetti..
yerler tahtadan olmasına rağmen hiç gıcırtı duymuyorsunuz, niye? diye sordu..
tahtalar yapılırken; altlarına saman, keçi tüyü, yumurta akı konulmuş..
keçi tüyü evde örümcek ağı oluşmasını engellermiş, 
yumurta akı da tahtaları sağlamlaştırarak ses yapmasını..

fotoğrafta gördüğüm anten şeklindeki alüminyum taslar ise, 
eskiden yemek taşımakta kullanılan sefer tasları imiş..

gelelim arkadaşımızın bulunduğu kısma,
bu kısımlardan konağın her odasında mevcut..
ne diye kullanılıyor diye sorarsanız gayet açık aslında, önceden konakta yaşayan insanlar çocuklarının ayrı eve taşınmasına müsaade etmezlermiş,
bundan dolayı çocuklarını evlendirerek onlara özel odalar verirlermiş..
bu odaların her birinde de bu banyolardan bulunuyor, arkadaşımızın hemen yanında bulunan ahşap tahta ise banyo bittikten sonra aşağı indiriliyor ve gündüz de yataklarını koymak için yüklük olarak kullanıyorlarmış..

konak hayatını da özetledikten sonra yolculuğumuzun 
bir sonraki aşaması olan 
Yörük Çamaşırhanesi'ne gidiyoruz ..
---->>






bu resimler köyün yörük ağalarının resimleri..




işte tam da burası isminden de anlaşılacağı üzere köydeki insanların çamaşır yıkadıkları alan..


hadi bilin bakalım, size bi soru?
bu kocaman yuvarlak şeklindeki çamaşırhanede gördüğünüz ara ara taş bölmeler var
hepsinin genişlikleri birbirine eşit değil ama..neden?
- neyse ki, biz öğrendik..ve neleri düşünmüşler diye de şaşırdık..
malum her insanın cüssesi aynı değil,
dolayısıyla zayıf insanlara dar alanlar,
kilolu olanlara da geniş alanlar yapılmış ki,
birbirlerinin kolları birbirine çarpmasın, engel teşkil etmesin..





 bu da su almak için kullandıkları çeşme..

çeşme olur da kazan olmaz mı?
hadi buyrun..




çamaşırhanemizi de gezdikten sonra köyümüzü fotoğraflarla gezmeye devam ediyoruz..









bu boynuzlar o evde avcı olduğunu temsil ediyormuş ..



favorimi sona sakladım..
çok beğendim, çok..




ROTAMISS'ı bir sonraki yazımızda da
SAFRANBOLU'ya çevireceğiz ;)



Sevgiler..
rotamissworld--->




29 Kasım 2012 Perşembe

Abant - SAF-ranbolu'dan KuşBakışı (1)


Sevgili ROTAMISSWORLD Takipçileri;


Uzun zamandır görüşememiştik, 
Malum yıl sonu yaklaşıyor..
Biz mali işler çalışanlarının yükü de ağırlaşıyor..
Maalesef yılın sonunun yaklaşmasına sevinemiyoruz,
Yok stok sayımı, yok ay kapanışları, yok yıl kapanışları vs.
Sıkıntı hiç bitmiyor yaniiii(!)

neyse şimdi sıkıntıları bi kenara attım,
bugün sizinle 2 hafta önce çıktığım Abant-Safranbolu turunun güzelliklerini paylaşacağım..
iki haftadır paylaşmak için can atıyorum ama bi türlü vakit ayıramadım ne yazık ki!

Hazır Mısınız?
Başlıyoruuumm :)

Adı : Abant-Safranbolu'dan KuşBakışı..


Başlangıç noktamız ANITUR Harbiye Ofisi..
Sabahın ilk ışıklarında henüz kargalar uyanmamışken;) 
biz ofisin önünden gezme aşkıyla bindik otobüslere..
Sonra diğer arkadaşlarımızı toplaya toplaya yola çıktık..


Şeker mi şeker bir rehberimiz vardı ki sormayın,
Adı : Halil İbrahim ve yardımcısı Çağlar Bey
Herhalde bu ismi hiç unutmam,
İsmi gibi bereketli bi gezi oldu bizimki de..
İlk günkü programımızdan bahsetti rehberimiz..

1. Gün :
"İlk önce Abant'a gideceğiz, orada size 1 saatlik dolaşma süresi vereceğim, güzel bir öğle yemeğinin arkasından, Göynük'teki Gölcük Gölü'ne ulaşmış olacağız. Bu göle aslında Yedigöller Turunda götürüyoruz ancak siz şanslısınız bu gölü de görme fırsatı bulacaksınız zira bu göl en sevdiğim göllerdendir..Gölün çapından, 20 dakika gibi bir sürede de çevresini dolaşabileceğimizden de bahsetti"

Bu arada Genel Kültür olsun,
Abant Gölü'nün en derin yeri 18 metre imiş ;)

Fikrimi sorarsanız Abant'ı sevdim;
Gölcük Gölü'ne ise bayıldımmm..
Fotoğraflarla sizi baş başa bırakıyorum..
Kararı siz verin..
Karşınızda Önce Abant Gölü..








Abant'ta Ne Yenir ? diye sormayın, Bakın ;)





Diyelim Kalmak İstediniz, Gölün hemen karşısında Büyük Abant Hoteli sizi karşılıyor..
Böylelikle küçük bir hafta sonu kaçamağı yapabilirsiniz..
Dilerseniz at binebilirsiniz..korkuyorsanız da benim gibi sadece sevmekle yetinebilirsiniz.




Muhteşem çam ağaçlarının kokusunun ve geçirmiş olduğumuz birkaç saatin ardından buradan hiç ayrılmak istemesek de rehberimiz ayrılma vaktinin geldiğini hatırlatıyor ve yine düşüyoruz yollara..


Sıradaki Durağımız Gölcük Gölü..
Sizi ormanın arasına sıkışmış bir güzellik karşılıyor, bu güzelliğe belli ki cömert davranılmış..
Zira bir resim gibi ..

















İkinci günü de bir sonraki yazıma saklıyorum,


Sevgiler..

rotamız world-->