7 Mart 2012 Çarşamba

HİÇ'ler Gitsin; HEP'ler Kalsın (!)


bazen biz insanlar söylediklerimizin, yaptıklarımızın nereye varacağını, ucunun nerelere dokunduğunu hiç bilemeyiz? mesela farkında olmadan birinin kalbini incitip incitmediğinizi nasıl anlarsınız? 
diyelim ki; incittiniz? ne yaparsınız? "HİÇ BİŞİ" yapmazsınız değil mi?
çünkü; sol tarafımızdaki GURUR denilen, KİBİR denilen duygular sağ taraftaki melekleri yener ve en başta yerini alırlar. 
hep bi bencillik duygusu ön planda, ben de daha iyisi daha güzeli olsun ama bu da yetmez; aynı zamanda başkasında da olmasın.."HİÇ KİMSE" de olmasın..

nasıl insanlar olduk biz?

halbuki geçmiş zamanlarda 'HİÇ'te böyle değilmiş. insanlar birbirlerini incitmemek için, iyilikte yarışırlarmış. babaannemin dedemin yaşadığı dönemlerde edindiğim gözlemlerle; şimdi ne kadar da cömertlermiş diyebiliyorum. biz göçmen bir aileyiz, kosova topraklarından gelmiş bizimkiler..hem de şa şaaa'lı bir hayatı geride bırakarak..geldiklerinde istanbul'da yerleştikleri bölgeler birer tarla imiş. herşeyi bi kenarda bırakarak, hatta unutarak -unutmaya çalışarak- yeni bir düzen kurmaya çalışmışlar..en küçükten en büyüğe herkes taşın altına koymuş elini, çünkü birlik varmış..kimse kendi kardeşinin üzülmesini istemezmiş, büyükler; küçük kardeşlerinin daha az çalışması için daha çok emek sarf ederlermiş..bu emekler karşılığında da kendilerine yetecek bi düzine sahip olmayı başarmışlar, daha fazlasını istemeyerek..çünkü; küçük dünyalarında birlikte mutluymuşlar..önemli olan da buymuş! şeklin, kıyafetin, hatta paranın bi önemi yokmuş..önemli olan; akrabalık-komşuluk ilişkilerinin iyi olmasıymış..öyle ki; evlerinin kapılarındaki anahtarlar bile içeride değil, dışarıda asılı imiş. tanrı misafirlerine bile kapılar açıkmış ardına kadar..
çünkü; eski insanların içlerinde kötülük yokmuş (!)
tam da bu noktaya dikkat çekmek istiyorum "KÖTÜLÜK".. 

neden "kötü" olmayı seçiyoruz (?)

şimdiki kardeşlik, aile duygularına bakalım; 
neredeyse ailedeki fert sayısı kadar odanın olduğu bir evde; her bireyin farklı hayatlar yaşadığı, herkesin birbirinden "bi-haber" olduğu ailelerin sayısı gitgide artıyor..önceden yoldan geçenlere bile açık olan kapılar; artık kardeşlere; anneye-babaya bile kapanır oldu..
öyle ki; aynı evde yaşayan bireyler birbirlerinin doğum günlerini bilmiyorlar..
burada önemli olanın "doğum günü kutlamak" olmadığına dikkat çekmek isterim..
önemli olan paylaşımlarımızı arttırabilmek; kapıları açık tutmayı başarabilmek (!)
düşününce "HİÇ"de zor değil aslında..

uzmanların dikkat çektiği noktalarda tam da bunlar; 
-aile içi iletişimlerinizi arttırın,
-hastalıkların kaynağı olan stresi, sıkıntıyı hayatınızda en aza indirmeye çalışın; bunun anlamı nedir?
(kötü düşüncelere yer vermeyin; pozitif bakın hayata..bakın ki; bedeninizde ve ruhunuzda sizi esir almaya çalışan virüsler ve hastalıklara mahal vermeyin..)
-ferrasini satan bilge ne demiş : 
"huzurun kaynağı, sizi huzursuz eden kişi veya olaylardan kurtulmaktır."

benden bu kadar diyorum ve son olarak;
hayatınızda da yukarıdaki gibi KOYU renkler varsa; yerini beyazlara bırakın, görün ki herşey daha güzel olacak (!)


sema..