10 Temmuz 2014 Perşembe

ROTAMIZ BOZCAADA - ÇANAKKALE'DE (!) GEÇ KALINMIŞ BİR BOZCAADA YAZISI ;)


Değerli RotaMissWorld Takipçileri ;)

Uzun aradan sonra çok güzel bir yazıyla aranıza dönüyorum.
Yazamadığım zamanlarda boş durmadım..
Gezdim, Gördüm, Bolca Fotoğraf çektim geldim, ve yazıyorum..

Malumunuz 17 Mayıs-19 Mayıs aralığı gibi değerlendirilecek bir tatil fırsatımız oldu. Biz de bu tatil de rotamızı Çanakkale-Bozcaada taraflarına çevirdik.

Ah! Keşke daha önce niye gelmedim dediğim muhteşem doğası, mis gibi havasıyla Bozcaada'yla tanıştım. Müdavimleri iyi bilirler, ben geç ve aklı orda kalanlardanım ;)


Roportajımıza Başlayalım :


1. Bozcaada'ya Nasıl Gidilir Diyorsanız?

- Çok kolay, kendinizi öncelikle bir şekilde Çanakkale'ye atın..Oradan sonrasını bir şekilde halledersiniz :) Çanakkale'den Geyikli İskelesi'ne gelen küçük yolcu otobüsleri var, onlarla buraya gelebilirsiniz. Geyikli'den de her saat kalkan feribotlar sayesinde maximum 20-25 dakikada Ada'ya ulaşabilirsiniz. Eğer Çanakkale üzerinden kendi arabanızla gelecekseniz Ezine yolunu takip edin, Ezine üzerinden küçük bir sahil kasabası olan Geyikli'ye varabilirsiniz. "Eyva Eyva beya" sahnelerinden Geyikli'ye aşina olanlarınız vardır ;) Arabayla geçmek istemezseniz otoparkınız hazır. Geyikli de bırakabilirsiniz ki, bizden tavsiye arabayla geçmemenizdir (!) Yol güzergahı o kadar güzel ki, gidene kadar Rüzgar Santralleri, ağaçlar ve deniz eşlik edecek size! Bir kez daha bu topraklara aşık olacaksınız.

2. Ada'ya vardınız, ilk yapmanız gereken?

- Birkaç seçenek sunabilirim sizlere, eğer karnınız açsa önce güzel bir yemek ziyafetiyle açılışı yapabilirsiniz. Biz tercihimizi Damla Sakızlı Türk Kahvesi yanında Gelincik Şerbetiyle Adalı Cafe'den yana kullandık.


Kahvelerimizi yudumlarken aklımız Ada'daydı, her yeri karış karış gezmek istedik. Aç değilseniz bizim gibi kahveyle başlayabilirsiniz güne, ya da gezerek dolaşarak bir süre daha acıkmayı bekleyip sonra yemek, içmek vs. gibi..sıralamalar yapabilirsiniz.

3. Güzel Bir Ada Turunda Olmazsa Olmazlar..

Benim gibi fotoğraf severler varsa aranızda, makinenizle her anı ölümsüzleştirmek isteyebilirsiniz sevdiklerinizle..bolca yürüyüş yapabilir,  arkadaşlarınızla birlikte  bisikletlerle ADA Turuna çıkabilirsiniz..Bozcaada Kalesi de gezilecek yerler arasındadır..

işte karşınızda karelerle Bozcaada Turu..







4. Midesine Düşkün Olanlar, Sıra Sizde ;)

Fotoğraf yolculuğunu da tamamladıktan sonra haliyle yorulduk, acıktık..ne yicez diye düşünmeyin, çünkü tam da nimetlerin bolluğunun ortasında, cennettesiniz..Ada olur da balık mahsulleri olmaz mı? hem de yok yok diyebilirsiniz, en taze kalamarı burada yiyebileceğinizi iddia ediyoruz (!) herşey o kadar tazecik, o kadar leziz ki..

balıkçıların hepsi sahil şeridine sıralanmış, işte bir kaç tanesi :

- Mor Meyhane
- Şehir Restaurant
- Boruzan



                                             
                                               ortalama fiyatlar :



 -  Eğer kalıcıysanız da, herşeyin organik olduğu enfes bir kahvaltı ziyafeti de size bekliyor demektir, hem de mis gibi kokan ada ekmeği, kekikler eşliğinde..gurmeci'ler ada tam da size göre ! emin olun, kusur bulabileceğiniz bir tatla karşılaşmayacaksınız..üzüm bağları açısından da oldukça zengin olan Bozcaada'da; şarapseverlerin de ilgi odağı olacağından şüphemiz yok.. 

  - Ana yemek ve kahvaltı faslından sonra gün aralarında atıştırmalık bişiler için size önerimiz ADA'nın en en en güzelll kavala kurabiyesini,lokumlu kurabiyesini bulabileceğiniz yer ise ÇİÇEK Pastanesi'dir, yer bulmak da zorluk çekip sıkılabilirsiniz ama emin olun buna değecektir (!)





      
Biz rotamızı Bozcaada'ya çevirdik, umarız hafızanız da küçücük bir iz bırakabileceğimiz bir yazı olmuştur, ve zaman torbanıza anılar biriktirip geri dönersiniz, BİZ öyle yaptık ;)


Bir sonraki yazımıza kadar, sevgiyle ve geziyle kalın..



ROTAMIZ --> WORLD 








24 Ocak 2014 Cuma

CANIM BABAM'A..


Baba demek nedir? diye sorsam herkes farklı bir cevap verir belki
herkesin hayatındaki "baba" faktörü farklıdır.
kimine göre "korkmak" demek,
kimine göre "saygı-sevgi" demek,
kimine göre "arkadaşlık" demek,
kimine göre "olmazsa olmaz" demek..

bana göre ağırlıkla arkadaşlık demekti,
belki annemle bile konuşmak istemediğim konuları konuşurdum babamla..
evet tam anlamıyla iki arkadaş gibiydik..
hem de öyle iyi geçinenlerden de değildik biz,
zıtlaşırdık, hayır o öyle değil böyle derdim..
sürekli muhalefetsin derdi,
Allah seni alacak kocaya kolaylık versin derdi..
erkek gibi kızsın, belki evde bile kalabilirsin; seni alacak kimse çıkmayabilir derdi..
beni kabul eden böyle kabul edecekse evlenecek derdim..

illa bi yerlerden bi paylaşım yaratır, hayal dünyamın da kısır kalmaması için olmayacak şeyleri bile fikir olarak öne sürerdi BENİM BABAM..

BAZEN arkadaş edineceğim kişileri tarif eder, cehalet den uzak dur! kendine kültürlü çevre edin derdi hep!
bu kültürün de bir parçası ol, içlerinde kaybolma derdi!
bulunduğum andan 10 yıl sonrasını hayal eder hep,
baba komiksin dediğimde; NEDEN olmasın ki derdi..
sen bunları hak etmiyor musun derdi..
amacı beni İLERİ GÖRÜŞLÜ düşünmeye sevk etmekti..
hayat yolculuğun hep kendi içinde olsun derdi,
kimseyi kırma; el öpmekle dudak aşınmaz derdi..


günlük bulmacası vardı hasta yatağında tek lüksü olan,
hepsini çözdüğünde yüzünde KAHRAMAN gülüşü :)
bazen takıldığında da bana sorar, 
bitirdiğinde; şimdi sen mi çözmüş oldun bunu? demekten alamazdım kendimi..
sonra yine bıyık altından tebessümü..


en çok dinlemeyi sevdiğim hikayeler ise geçmişle ilgili olanlardı..
Rumeli Göçmen bir ailenin en büyük oğlu olmanın zorluğunu hayatı boyunca yaşamış;
6 yaşında Kosova topraklarından savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalmış; çiftlikleri olan bir aile iken birdenbire üstündekilerle İstanbul'a gelen 7 çocuklu bir ailenin en büyük oğlu..

gelir gelmez ilkokula yazdırmışlar, o yaşlarda da sigaraya başlamış..
o yaşlarda nasıl bir yükün altındaysa artık, kim bilir (?)
hayata erken atılanlardan,
bazen simit satmış,
bazen muavinlik yapmış,
hedefleri büyük olmuş küçücükken..
arabalara çok merakı olmuş hep..

sonra minibüs almış kendisine, kardeşlerini de yanına almış,
hep birlikte çalışmaya başlamışlar..
29 yaşında annemle evlenmiş..
1982 yılının bir Cuma sabahında da ben dünyaya gelmişim (:
Cerrahpaşa Hastanesi'nde doğmuşum..

babama doğduğumu haber vermişler, babam sevincinden hastaneye sarhoş gitmiş..
annemin ismini unutmuş,
bir sürü isim saymış saymış ..
hemşireler gülmeye başlamış babama..
onlar güldükçe babam tam hatırlıyordum, unutturdunuz yine demiş :)
derken; hemşireler soyadını sormuşlar babama..
söylemiş de öyle içeri almışlar babamı :))


derken; büyüdüm, okula başladım..
ve bir gün babam hastalandı..
 neden mi? bir kış günü maça giderken soğuk bir şişe su içmiş..
ve arkasından zatüree başlangıcı..
arkasından ciğerleri su toplamış,
ve bundan sonra astım..
ilkokulda küçük bir hastalık gibi görünen hastalık büyüdü çığ oldu..
 tam lise son sınıfta üniversiteye hazırlanırken; birden ameliyat olmazsa ölebileceğini söylediler bize..
yaşama ihtimali sadece %10, ama olmazsa her an dediler..
yanından bir dakika bile ayrılmayan annem kendi başına aldığı kararla hemen olsun diyerek imzalamış gerekli sorumlulukları..


doktorların belki masada kalır dediği BABAM; verdiği yaşam savaşıyla 8 yıl daha yaşadı..
bu 8 yıl zarfında; gündüzleri annem geceleri ben yanından hiç ayrılmadık, 

taa kii..
o kötü güne kadar..
bir gece yine ağırlaştı; her gece ki gibi bişi zannettik
elini tuttum, tamam başlıyoruz nefes egzersizlerine dedim..
baktım düzelmiyor bu kez..
hastaneye kaldırdık, yanında duruyoruz ama bize bakmıyor..görmüyor :(

25 Ocak 2007 tarihinde kaybedilmiş bir Can Paresi'dir BENİM BABAM..


7 yıl önce bugün öldün,
ama her gün çoğalıyor özlemin..
YATTIĞIN YER NUR OLSUN,
ÖĞRETTİKLERİN KULAĞIMDA..


haksız kazanılmış paralarla ayakkabı kutularını doldurmayı öğretmediğin için, doğrulukla savaşmayı, mücadeleyi, ileri görüşlülüğü öğrettiğin için, azla yetinmeyi, mutlu olmayı, eğitimin önemini, büyüklere saygıyı-sevgiyi öğrettiğin için sana müteşekkirim..


sevgilerimle,,


21 Eylül 2013 Cumartesi

Rotamızı Yavru Vatan'a Çevirdik ;)



Sevgili RotaMissWorld Takipçileri;

İçimizdeki gezme, keşfetme ve tatil ihtiyacı arzusuyla bu kez Rotamızı Yavru Vatan, Cennet Ada Akdeniz (Mediterranean Sea)'in üçüncü büyük adası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne çevirdik.



Biz tercihimizi Bafra ilçesinde yer alan 
Kaya Artemis Resort & Casino'dan yana kullandık. 



İsmini Dünya'nın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı'ndan alıp, bir mimari örneği olarak inşa edilmeye çalışılmıştır. Ada'nın en büyük ve kapsamlı otelidir. 



DENİZ, GÜNEŞ, KUMSAL DİYORSANIZ..

Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağında olan bu konsept oteli gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Hotelde 1 adet açık, 2 adet kapalı yüzme havuzu ve 2 adet kaydırak (biri yetişkin, biri çocuk) mevcuttur. 




Denize sıfırdır, 200 mt uzunluğunda sahil şeridi ve iskelesi vardır.




Tam Pansiyon Plus konsepti ile hizmet veren otelde; kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri açık büfe, yemekler sırasında alınan alkollü ve alkolsüz içecekler de ücretsizdir. 


Yemekler haricinde alınan yemekler, içecekler ve mini bar ücrete tabidir.



Wi-fi benim için önemli diyorsanız; lobide bulunmanız gerekiyor çünki; maalesef lobi haricinde kullanacağınız internet hizmeti de ücrete tabidir. 


BENİM İÇİN EĞLENCE ÖNEMLİ DİYORSANIZ?

Tesiste; herkesin ilgisini çekecek havuz animasyonları ve gösteriler de bulunuyor. Amfi tiyatrosunda ise özel showlar, özel oyunlar ile eğlenebilirsiniz. Dilerseniz de DJ ve müzik eşliğinde geç saatlere kadar dans edebilirsiniz.  



SADECE KAFAMI DİNLEMEK İSTİYORUM DİYENLERE..

"deniz ve mehtap sordular seni neredesin? :) "
diyen ay, yakamoz eşliğinde sonsuza kadar kalabilirsiniz..






bu tesisi tercih etmek isteyenlere şimdiden iyi tatiller diliyorum ;)

P.S : 16 Ekim'de Ferhat Göçer konseri var !! ;)

bir sonraki rotaya kadar mutlu kalın :)
rotamissworld-->


26 Ağustos 2013 Pazartesi

Çengelköy & Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi


Çengelköy; İstanbul'un Anadolu yakasında Beylerbeyi ile Kuleli arasında yer alan
Boğaz'ın en güzel koylarından birisidir. Osmanlılar zamanında burada gemiler için dört dişli çengel çapalar yapıldığından buraya Çengelköy dendiği söylenmektedir.



Bu tarihi semtin her yerinden tarih fışkırıyor;
gerek yalıları, gerek camileri, çeşmeleri, gerekse tarih kokan dükkanların hala günümüze kadar değiştirilmemesi ile birlikte gezdikçe gezesiniz geliyor.

Dokusunu kaybetmemiş bir cafe daha görüyoruz gezerken..
Adı : Hurma :)
O kadar hoşumuza gidiyor ki bir resim çekilelim diyoruz..
sonra aniden içeriden gelen sahibiyle göz göze geliyoruz..

-şey, biz fotoğraf çekiliyorduk da mahsuru yok değil mi?
-hımm, kumbara masanın üzerinde diye cevap alıyoruz kendisinden :)))
- öyle mii, :s :s :s ..




Geçmişten günümüze köprü niteliğinde olan başka şahitleri de var tabii ki bu semtin..
Hiç şüphesiz onlar konuşamasa da ne kadar yaşlandıkları aşikar.. 
Tarihi Çınarlarından bahsediyorum.
Yaşları tam olarak bilinemeyen ama 800 yaşında olduğu tahmin edilen ulu çınarı ise adını da aldığı Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi'nin içerisinde yer alıyor.





Çınaraltı, sabahın ilk ışıklarıyla canlanan boğazın en güzel kahvaltı yerlerindendir.
Öyle ki; çok erken gitmiş olmanıza rağmen kalabalıktır, ne zaman uyandılar ki dediğiniz bi yerdir. Çayıyla, menemeniyle ayrı bir lezzettir burada kahvaltı etmek..

Tarihin ve çınarların gölgesinin vermiş olduğu huzur kaplar birden içinizi, güvende hissedersiniz kendinizi..

Küçük bir dipnot geçelim, aranızdan hatırlayanlar mutlaka çıkacaktır.
Bir zamanlar "Süper Baba" dizisinin de çekildiği yerdir mekanımız ;)




kafanızı sola çevirdiğinizde ise, çınarlara tarih boyunca arkadaşlık ve tanıklık eden Hamdullah Paşa Camii'ni görürsünüz..



- ve elbette verdiği mesajı..



- yazımızı ise günümüze neşe ve sempatiklik katan çengelköy'ün minik kahramanı ile tamamlayalım.



son olarak da diyelim ki :

- Siz hala Çınaraltı'na gitmediniz mi? 



---rotamiss--world-->

21 Ağustos 2013 Çarşamba

BUGÜN'ÜN (S)ÖZÜ (!)



"Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır.
En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini,
yoksa yok olacağını bilir.

Afrika'da her sabah bir aslan uyanır,
En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini,
yoksa açlıktan öleceğini bilir.

Aslan ya da ceylan olmanızın önemi yok,
yeter ki her sabah kalktığınızda koşmanız gerektiğini bilin."



(Mümin Sekman - Her Şey Seninle Başlar)



26 Temmuz 2013 Cuma

An Bu An (!)

 
merhabalar sevgili blog takipçileri;


bir varmışım bir yokmuşum günlerini geride bırakıyorum çok yakında..
sizinle daha sık yazışma, paylaşma zamanım olacak diye ümit ediyorum..
sekiz yıllık ofis hayatıma nokta koymaya karar vereli iki ay oldu..
son iki ayı da bir geliyorum bi gidiyorum'la geçirdim..
yani bu aralar hayatımda belirsizliğin vermiş olduğu bol rölanti'li günler hakim..
 sanırım şu günlerde ev hanımlığına terfi almayı hak ettim :)


uzun yıllardır aralıksız çalışmanın verdiği etkiyle mi yoksa ramazan ayının verdiği açlıktan ziyade "oruç beni tut" hissiyle mi o da değil dolunay'ın verdiği etkiyle mi nedendir bilinmez fazladan tutukluk hissi yaşıyorum bu aralar..
öyle ki herkes görüşememekten şikayetçi :))
istediğim gibi bir ramazan ayı geçirememekten ben de son derece müzdarib'im..
ama az kalan zamanlara çok şey sığdırmayı başarabileceğimden şüphem yok..


her neyse yeter bu kadar kendimcil cümleler ;)

bunları neden paylaşma isteği duymamı : artık yazmıyorsun diyen arkadaşlarıma ithaf ediyorum ;)

aranıza bomba gibi geri dönüyorum, okumaya devam edin..


ramazan ayınız huzurlu geçsin, hayırlara vesile olsun..





sevgiler..

rotamissworld-->












 
 
 
 
 
 
 

29 Haziran 2013 Cumartesi

Adını Sen Koy (!)

 
 
"gün gelir, fazla fedakarlıktan garez doğar" diye düşünürsünüz, aslında hiç de öyle değildir! atalarımız ne demişler : "iyilik yap, at denize..balık bilmezse, halik bilir"..
,,,

günümüz şartları bunu gerektiriyor, zamansız bi hediye alıyorsunuz diyelim karşınızdakine uzattığınızda bana mı aldın diyor, şaşırıyor..veya çocuklara bişi dağıtmak istiyorsunuz, gidiyorsunuz çikolata alıyorsunuz..dağıtıcaksı...nız ama çocuk gözlerinizin içine bakıyor masum masum..sonra annesinin ona dediğini hatırlıyor, "yabancılardan sakın bişi alma"..sonra duruyorsunuz anlatmaya çalışıyorsunuz, ben yabancı değilim yan komşunuzum..çalıştığım için görmüyorsunuz beni diyorsunuz.."tamam o zaman diyor, gülümsüyor:) çikolatayı kaptığı gibi koşarak uzaklaşıyor" biz artık samimiyete inanmıyoruz, kim gerçek kim değil unutur olduk!
,,,

şaşırtmaya devam, at denize..kim olduğunuzun ne önemi var ki! nihayetinde insan olduğumuz gerçeğini ne değiştirebilir ki! bazen küçük şeyler, büyük SON'lar doğurur..
 
 
SİZ ŞAŞIRIRSINIZ..
 
 
 
---rotamissworld-->

25 Haziran 2013 Salı

EFES HARABELERİNİ GEZİYORUZ ;-) - (İZMİR)

 
 
Roma İmparatoru Augustus zamanında en görkemli günlerini yaşayan Efes, Helenistik ve Roma çağının mermer ile yapılı anıtları ile donatılmıştır. Efes, Roma Döneminin en önemli Liman kenti idi. Ancak M.S. IV. Yüzyılda Küçük Menderes ve Marnas çayından gelen Alüvyonlar ile dolması nedeniyle Denizden uzaklaştı. Limanların kullanılamaması ticaretin gerilemesine neden oldu.
 



 
 


Bizans döneminde Selçuk Ayasuluk tepesine taşınan Efes Antik Kenti,1330 Yılında Türklerin hakimiyetine geçti. III Bin Yıllık tarihe sahip Efes Antik Kentinde ki Hadrianus Tapınağının girişinde bulunan Frizde Kuruluş Efsanesi aşağıda ki sözlerle ifade edilmiştir :
 
“Atina kralı Kodros’un cesur oğlu Androklos, Ege’nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı’nın kahinlerine danışır. Kahinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kuracağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege’nin lacivert sularına yelken açar. Kaystros (Küçük Menderes) Nehri’nin ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verirler. Ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirlerken çalıların arasından çıkan bir yabandomuzu, balığı kaparak kaçar. İşte kehanet gerçekleşmiştir. Burada bir kent kurmaya karar verirler.”




Kuruluşu milattan önce ikinci yüzyıla kadar dayanan ve içerisinde bulunan Artemis Tapınağı ile dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Efes Antik Kenti, aradan geçen binlerce yıl ve yıkılan onca yapısına rağmen kültür turistlerinin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
 


 
Lydia Kralı Kroisos tarafından Bereket Tanrıçası Artemis için yapıldığı düşünülen ve yapımı 120 yıl süren Efes Antik Kenti, Helenistik Çağ’ın başkenti olmakla birlikte limanlara olan yakınlığı ve konumu itibariyle dönemin en önemli politika ve ticaret merkezlerinden biri halini almıştır.
 
 
Efes tarihi öneminin yanı sıra Hristiyan dini için de özel anlam taşımaktadır. St. John’un İncil’i burada yazdığı ve Meryem Ana’nın da Efes Antik Kenti sınırları içerisinde yaşamını yitirdiği kabul edilmektedir. Bu nedenle ziyaretçi sayısının büyük bir çoğunluğunu Hristiyanlar oluşturmaktadır.
 
 
İçerisinde 58 antik yapı barındıran Efes’in bir çok binası günümüze kadar ulaşmamış olsa da bir çok kez yer değiştiğinden dolayı kalıntıları 8 km2’lik bir alana yayılmıştır.
 
 
EFES ANTİK KENTİ 4 ANA BÖLGEYE AYRILMIŞTIR :
 
                                                      1. Ayasuluk Tepesi,
                                                      2. Artemision,
                                                      3. Efes
                                                      4. Selçuk
 
Dünyanın her yerinden yılda ortalama 1,5 milyon turisti ağırlamaktadır.
 
 
1996 yılında bugünkü İzmir’in Selçuk ilçesinin 3 km uzağında keşfedilen Efes Antik Kenti başka bir deyişle Efes Harabeleri Arkeolog Adil Evren başkanlığında yapılan araştırmalar sonucu keşfedilmiştir.
 

 
Efes Harabeleri içerisinde bir çok tarihi yapıt yer almaktadır. Helenistik ve Roma çağları olarak geçen Mö 1. Ve 2. Yüzyıllar da kentler mermerler ile yapılmış anıtlar ile süslenirdi. Efes önemli bir ticari liman kenti ve  Asya Eyaletinin Başkenti olması nedeni ile döneme ait bir çok eserleri bünyesinde barındırmıştır.





 
 
Efes Harabeleri içerisinde, Meryemana Evi , Artemis Tapınağı, Vedius Gymnasium, Celsus Kütüphanesi, Antik Tiyatro,  Belediye Sarayı, Stadyum, Akropol, Yamaç Evler, Aşk Evi, Skolastika Hamamı, Trajan Çeşmesi, Hadrian Tapınağı, Domitian Tapınağı, Serapis Tapınağı, St. Jean Bazilikası, Skolastika Hamamları ve bir çok anıt yer almaktadır.
Efes Harabeleri, ziyaretçilere açıktır ve Efes Antik Tiyatrosunda
yapılan restorasyonların ardından burada bir çok önemli konserler dahi düzenlenmektedir.

 

 
 
 
 
Yaz döneminde (Nisan-Ekim) 08:30 – 19:00 ve kış döneminde (Kasım-Mart) 08:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz Efes’e kapıda ödeyebileceğiniz 25 TL’ye alternatif olarak yine kapıda temin edebileceğiniz Müzekart ve Müzekart+ ile giriş yaparak, insanlık tarihi kadar eski olan bu yerleşim bölgesinin keyfini çıkarabilirsiniz.




TIPKI BENİM GİBİ ;)




SEVGİLER;

----ROTAMISSWORLD--->

 

 
 


22 Haziran 2013 Cumartesi

AN-1!

güzel bir cumartesi kahvaltısını fransızca müzikler eşliğinde yapmanın keyfi de bambaşkaymış !

hava güzel!
keyfim güzel!
ben güzelim!
kafam güzel!

yasmin levy daha güzel!
buika sen de güzelsin!
herkes güzel!
dünya güzel!


seni seviyorum hayat ;)




hafta sonunuz güzel olsun..
sevgiler,




rotamissworld-->

7 Haziran 2013 Cuma

Türkiye'nin Çarşıları Fotoğraf Yarışması (!)

 
 
"Türkiye'nin Çarşıları" temalı ulusal fotoğraf yarışması başladı.
Büyük ödül 5 bin lira !

 
 
 
 
 
İFSAK ile birlikte gerçekleştirdiği  “Türkiye’nin Çarşıları” temalı ulusal fotoğraf yarışması başladı.
 
Herkesin katılabileceği yarışma Türkiye’nin tüm illerindeki herhangi bir çarşının fotoğraflarına açık olacak. 'Türkiye’nin Çarşıları' temalı ulusal fotoğraf yarışmasında :
 
1’inci seçilen yarışmacı 5 bin,
2’nci seçilen yarışmacı 4 bin,
3’üncü seçilen yarışmacı ise 3 bin lira
 
değerindeki ödülün sahibi olacak. 

 Yarışmada aynı zamanda 3 adet bin liralık mansiyon ödülü verilecek ve sergilenecek 30 fotoğrafın sahiplerine 200 lira armağan edilecek.
 
 
 
 
 
 
 
 
sevgilerimizle;
     rotamissworld-->

3 Haziran 2013 Pazartesi

Tarihi Pierre Loti Kahvesi / EYÜP


 MEKANIMIZ : TARİHİ PIERRE LOTI KAHVESİ



İstanbul'un Eyüp ilçesi sınırlarında; isterseniz yürüyerek, isterseniz de teleferikle ulaşabileceğiniz muhteşem Haliç manzarasını seyrederek; çayınızı kahvenizi yudumlayabileceğiniz ve huzura dalacağınız bi mekandır Pierre Loti (!)



hatta bi adım daha giderek; bazen tiryakilik etkisi bile yaratabilir diyebilirim sizlere.


evime yakın olması sebebiyle şanslıyım sanırım bu konuda ;)



- PEKİ, BU TARİHİ KAHVE İSMİNİ NEREDEN ALMIŞ?

1876 yılında İstanbul’a gelerek buraya yerleşen ve sık sık bu tepedeki bir kıraathaneye gelmesiyle tanınan Fransız roman yazarı ve doğubilimci Pierre Loti’den almıştır.

Asıl adı Julien Viaud olan Pierre Loti , 1850-1923 yılları arasında yaşamış ünlü Fransız yazar ve oryantalist. Deniz subayı olan Loti, Türkiye'ye ilk kez 1876 yılında gelmiş ve bir yıl kalmış. Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi de o yıllarda keşfetmiş. Haliç'in büyüsü mü bilinmez ama, Pierre Loti'yi oraya çeken bir diğer unsur da Aziyade ismindeki evli bir Osmanlı hanımıymış.

 
 
 




 
Fransa'da evli olduğu söylenen Pierre Loti ile Aziyade arasında büyük bir aşk olduğu yıllarca efsane gibi dilden dile aktarılmış. Pierre Loti aynı isimli romanında Aziyade'ye olan aşkını gizlememiş. İşte o gün bugündür kahvenin adı Pierre Loti olarak anılmış. Kahvenin bulunduğu tepeye de Loti'nin anısına
Pierre Loti Tepesi adı verilmiş.


 


 
 Pierre Loti


İç mekanlar tesislerin içinde bulunduğu tarihi atmosfere uygun objelerle dekore edilmiş. Restoran ve kafenin tavanları kalemkarlar ve nakkaşlar tarafından özenle süslenmiş.















Bu tarihi kahvenin hemen bitişiğindeki eski merdivenlerden çıkınca sağ tarafta, istanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 1997 yılında Pierre Loti Tepesi'ndeki yapıları istimlak ederek bölgeyi turizme kazandırmak amacıyla başlattığı projenin ürünleri karşımıza çıkıyor; Osmanlı-Türk mimarisine uygun yapılan ahşap konaklar.


Mevcut yapıları muhafaza edilen turistik kompleksin yapımı 2000 yılında tamamlandı. Otel olarak hizmet veren altı konağa, Pierre Loti'ye yakın semtlerin isimleri verilmiş; Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp, Balat, Hasköy ve Fener Konakları.


Turquhause Butik Otel olarak turizme açılan konaklar 68 odalı ve130 yatak kapasitesine sahip. Tarihi konaklarda bir gece konaklamanın bedeli 60-100 dolar arasında değişiyor.

 



Pierre Loti Turistik Tesisleri'ne gelenler Haliç'in muhteşem siluetini izlemenin yanı sıra Miniatürk'ü yukarıdan görme şansına da sahipler.
 




bir sonraki rotaya kadar kendinize bakın ;)
---Rotamiss World-->





 
 (!) Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahibine aittir.
İzin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

 


1 Nisan 2013 Pazartesi

TAJ MAHAL & SECRETS (!)


THE TAJ MAHAL IS A SYMBOL OF INDIA.

INDIA IS THE CAPITAL CITY; ON THE BANKS OF THE RIVER YAMUNA IN AGRA IN 17. CENTURY, MUMTAZ MAHAL IS THE LOVE OF HIS LIFE  WAS BUILT IN HER HONOR BY THE MUGHAL EMPIRE'S 6. RULER SHAH JAHAN. 


MUMTAZ MAHAL DIED WHILE IS BEARING OF 14.CHILD.
SHAH JAHAN MOURNED AFTER THE DEATH OF HIS WIFE FOR TWO YEARS. 
AFTER LOSING INTEREST IN THE AFFAIRS OF STATE; HE FOUND SOLACE IN ART AND ARCHITECTURE.

AFTER A YEAR HIS WIFE'S DEATH;  THE TAJ MAHAL IS LAID IN 1632.
(P.S:IN INDIA IS DOMINATED BY THE BELIEF THAT THE HOLY WOMEN WHO DIED DURING CHILDBIRTH)

THE ARCHITECTS OF THIS CONSTRUCTION ARE MEHMET ISA EFFENDI AND MEHMET ISMAIL EFFENDI, THEY ARE THE MIMAR SINAN'S STUDENTS. THE WRITINGS WAS WRITTEN BY CALLIGRAPHER SERDAR EFFENDI. ARCHITECTS AND CALLIGRAPHER WERE INVITED FROM ISTANBUL BY SHAH JAHAN FOR THE CONSTRUCTION OF THE WORK.


THE CONSTRUCTION OF THE TAJ MAHAL BEGAN IN 1632; AFTER 20 YEARS WAS COMPLETED IN 1652.

BRIGHT, THIN BLUE VEINS IN THE CONSTRUCTION OF THE TAJ MAHAL IS THE WHITE MARBLE HAS BEEN USED. IT IS MADE OF MARBLE AND 82 METERS THE DOME, BUILT BY THE ARCHITECT ISMAIL EFFENDI. ON THE DOME; IT HAS A GOLDEN ORGY.
 THERE ARE FOUR WHITE MARBLE MAUSOLEUM MINARET.

 




ALL OF THE SURA YASIN WAS WRITTEN TO FOUR SIDES OF THE MONUMENT BY CALLIGRAPHER SERDAR EFFENDI.



     FOR A PERIOD of 20 YEARS IN THE CONSTRUCTION of 20,000 WORKERS
 IN THE BUILDING.


 
ACCORDING TO THE LEGEND; THE ARMS OF THESE WORKERS WERE CUT TO PREVENT ANOTHER ONE FROM THE SAME BUILDING.


TAJ MAHAL'S HUNDREDS OF THOUSANDS OF CORNELIAN, PEARL AND TURQUOISE THAT ARE EMBEDDED IN THE WALLS ALSO THERE ARE 42 PIECES OF RUBY, 142 PIECES OF EMERALD, 625 PIECES OF DIAMOND AND 50 PIECES OF VERY LARGE PEARLS.
  





   THE TAJ MAHAL IS LOCATED IN THE RECTANGULAR COURTYARD
MEASURING 305x580 METERS.
33-METER-HIGH MONUMENT SURROUND THE 75-METER-HIGH DOME,
CROWN CROSSINGS.


TOP 30 METERS HIGH, COVERING the BOTTOM of the INTERIOR DOME, the DOME of the SHRINE UNTIL the DEAD VOLUME of the VENUE.


 



MUMTAZ MAHAL AND SHAH JAHAN'S SARCOPHAGUS IS ON THE TOP FLOOR,
UNDER THE DOME.

THE SOUND OF HUMAN MOUTH WHERE ATTESTS TO A 7 TIMES RESOUND ACOUSTICS IN DOME. 



 
 ROMANTIC APPEARANCE CAPTIVATES;
MANY FAMOUS WESTERN-EASTERN WRITER AND POET WHO INSPIRED THE TAJ MAHAL,
MOONLIGHT NIGHTS SEEM TO BE EVEN MORE BRILLIANT.


 


SINCE 1983; THE TAJ MAHAL, A UNESCO WORLD HERITAGE SITE.
SWITZERLAND-BASED NEW7WONDERS FOUNDATION WAS ALSO THE FIRST CONTEST ORGANIZED BY SEVENTH TOMB IN THE TAJ MAHAL IN INDIA.



TODAY; OUR ROUTE HAVE ROTATED TO INDIA,
I WISH YOU A DAY FULL OF PLEASURE ;)

                                                                     ROTAMISSWORLD---->